SON DAKİKA

CNN Haber
AdanasporAkhisar BelediyesporAlanyasporAntalyasporBeşiktaşBursasporÇaykur RizesporFenerbahçeGalatasarayGaziantepsporGençlerbirliğiİstanbul BaşakşehirKardemir KarabüksporKasımpaşaKayserisporKonyasporOsmanlı SporTrabzonspor

AKP’nin dolarla imtihanı

AKP’nin dolarla imtihanı
Bu haber 02 Mayıs 2020 - 10:11 'de eklendi ve 2 views kez görüntülendi.

Yukarı Çık

AKP 2002 yılı Kasım ayında iktidara geldiğinde dolar 1,5 liraydı. Dün itibariyle 7 lirayı aştı. Artan risklerin arka planında ise sermaye çevreleriyle kurulan izaha muhtaç ilişki yatıyor

AKP’nin dolarla imtihanı

Ozan Gündoğdu

21 Nisan’dan bu ya 6,97 liranın üzerinde ancak 7 liranın altında seyreden dolar kuru 1 Mayıs günü 7 liranın da üzerine çıktı. 7 lira seviyesinin korunmaya çalışıldığı 10 gün boyunca Merkez Bankası’nın rezervleri en az 1,5 milyar dolar eridi. 17 Nisan’da 53,9 milyar dolar olan brüt döviz rezervi 24 Nisan’da 52,6 milyar dolara geriledi.
Yaşanan bu gelişmeyle beraber ekonomi gündeminin de en popüler konusu Dolar’ın 7 liraya çıkması oldu. Günlük gelişmelere boğulduğumuz bugünlerde Dolar/TL’nin 20 yıllık serüvenine mercek tuttuk.

ŞUBAT 2001
YAZARKASALAR HAVADA: DOLAR 1,5 TL

Türkiye tarihinin en sert şoku olarak kayıtlara geçen 2001 şubat krizinden önce 1 dolar 65 kuruş seviyesindeydi. 20 Şubat’la beraber başlayan gerilim TCMB’nin 22 Şubat’ta dolar kurunu serbest bırakmasıyla boşaldı. 10 Nisan 2001’e gelindiğinde dolar kuru 1,29 liraya kadar yükselmişti. O tarihlerde Dünya Bankası Başkan Yardımcısı olan Kemal Derviş’in Türkiye’ye gelip bakan yapılması ve IMF ile imzalanan kredi sözleşmesi sonucu doların ateşi bir nebze düşse de ekim ayına gelindiğinde dolar/TL kuru 1,65 seviyesine kadar çıktı. Dolar 1 yılda yüzde 150 değer kazanmıştı.

2002-2012 ARASI
DOLAR 1 TL, İTHALATA HÜCUM

2001 yılı Dünya’da finansallaşmayla beraber paranın eşi görülmemiş biçimde bollaştığı dönemin ilk yılı oldu. Türkiye de bu bolluktan nasibini aldı ve dolar kurunu 10 yıl boyunca 1 lira ile 2 lira arasında tuttu. Gerek 2001’de güçlendirilen bankacılık sistemi, gerekse özelleştirmelerle, ülke yabancı sermayenin cenneti haline getirildi. Ancak dolar bolluğu ithalatın ucuzlamasına ve yerli üretimin tasfiye edilmesine neden olacaktı. İthalata hücum edilince cari açık fırladı. Ülke başkasının kanatlarıyla uçuyor ve yabancı para cinsinden borçlandıkça borçlanıyordu. 2002’nin ilk çeyreğinde 113 milyar dolar olan ülken dış borcu, 2012’de 318 milyar dolara çıkmıştı. Borçluluk buyken en çok korkulan şey 10 yıllık parasal genişlemenin yavaşlamasıydı. Musluğun başını ise Fed tutuyordu.

MAYIS 2013
PARASAL GENİŞLEME HIZINI DÜŞÜRDÜ. DOLAR 2 TL

2000’li yıllarda başlayan parasal genişleme 2008 Küresel Finans Krizi’yle hız kazandı. Amerikan Merkez Bankası (Fed) 2009’da faizleri 0’a düşürdü. Gelişmekte olan ülkeler için bu dönem, ucuza borçlanabilmek demekti. Günübirlik kararlarla yönetilen Türkiye ise borç almakta hiçbir sorun görmüyordu. 2013 Mayıs ayında Fed Başkanı Ben Bernanke’nin parasal genişlemenin sonunun geldiğini ve faizleri izleyen dönemde yükselteceğini açıklamasıyla dolar 2 liranın üzerine çıktı. Mehmet Şimşek ve Ali Babacan gibi isimler frene basılması gerektiğini, büyümenin bir miktar yavaşlaması gerektiğini söylüyor, ancak seçim takvimi önüne konulan Erdoğan bunu reddediyordu. Böylece yaklaşan tehlikeyi gören Şimşek ve Babacan gemiyi terk etmeye başladı.

EYLÜL 2015
MERKEZ BANKASI İLE İNATLAŞMA: DOLAR 3 TL

ABD’de faizlerin yükselmesi Türkiye’nin de borçlarını çevirebilmek için faizleri yükseltmek zorunda kalması demekti. Ancak geçen yıllarda boğazına kadar borca batırılan özel kesim içinde hükümetle izaha muhtaç ilişkileri de bulunan sermayedarlar faizin yükselmesine razı değildi. Hele ki inşaat sektörü için faizlerin yükselmesi konut kredisi talebinin ve gayrimenkul fiyatlarının düşmesi demekti. Böylece Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Merkez Bankası Başkanı arasında “faiz” polemiği başlamış oldu. Faiz karşıtı söylem seçimlerde de işlevsel olarak kullanılabiliyordu. Erdoğan bu söylemine devam ettikçe dolar da alevlendi. Eylül 2015’te dolar kuru 3 lirayı aştı.

NİSAN 2018
GERİLİM TIRMANIYOR: DOLAR 4 TL

2015’ten sonra 1 referandum, 1 cumhurbaşkanlığı, 2 de genel seçim geçiren Türkiye’de artık yeni sorun bütçe açıklarıydı. Seçim kaybetmemek adına frene basamayan hükümet harcama musluğunu açıyor ancak vergi toplamakta zorlanıyordu. 2017’de Kredi Garanti Fonu kredileriyle dağıtılan paralar da yeni yatırımları finanse etmek yerine eski borçların yapılandırılmasını sağlamıştı. Reel kesimin borcu aynen duruyordu. Merkez Bankası rezervleri de eskisi kadar güven vermiyor, beklentiler giderek karamsarlaşıyordu. 2018 Nisan’da Dolar 4 TL’nin üzerine çıktı.

AĞUSTOS 2018
AL PAZARI VER PAPAZI: DOLAR 5 TL

Piyasalar dolar kurunda tedirginlik yaşarken, Erdoğan ise Trump’la Rahip Brunson krizine hazırlanıyordu. 2017 sonunda Erdoğan “Ver papazı al papazı” diyerek ABD’deki Fettullah Gülen’e karşılık Brunson’ı tuttuğu izlenimi yaratmıştı. Bu gerilim Temmuz 2018’de Trump’ın açıklamasıyla boyut değiştirdi. ABD Başkanı, Erdoğan’la Rahip Brunson’ın serbest bırakılması için anlaştıklarını, karşılığında İsrail’de tutuklu bulunan Türkiye vatandaşı Ebru Özkan’ın serbest bırakıldığını söyledi. Erdoğan bu pazarlığı yalanlayınca dolar 5 liranın üzerine çıktı.

EYLÜL 2018
TRUMP’IN TWEETLERİ: DOLAR 6 TL

Brunson kriziyle ilgili Türkiye saatiyle gece yarısına denk gelen saatlerde paylaşımlar yapan Trump gerilimi tırmandıran taraftı. Eylül ayında dolar 6 lirayı aştı. 25 Eylül 2018’de dolar kuru 7,20 seviyelerine kadar tırmansa da ertesi günlerde kar satışlarıyla kur bir miktar gevşedi. 12 Ekim’de ise Rahip Brunson serbest bırakıldı. Geçmişten gelen yükünü taşırken bir yandan da diplomatik krizlere sokulan Türkiye ekonomisi rayından çıkmıştı. Brunson krizini izleyen dönemde 1 milyonu aşkın yurttaş işini kaybetti, aralık ayında sanayi üretimi yüzde 9,8 küçüldü, 2019 krizin etkilerinin devam ettiği yıl oldu.

MAYIS 2020
YABANCILAR GÜVENLİ LİMANA GİDİYOR: DOLAR 7 TL

Brunson krizinden sonra küçülmeye başlayan ekonomide ithalatın azalmasıyla beraber dolar da düzeltmesini yaptı ve 5,5 liraya geriledi. 2019’un ikinci yarısında ise hem faizi düşürüp hem de kuru kontrol etmek isteyen Merkez Bankası rezervlerini eritmeye başladı. Koronavirüs salgınına bu koşullarda yakalanan Türkiye’de ilk vakanın duyurulduğu gün 6,16 TL olan dolar kuru yaklaşık 1,5 ayda 7 lirayı gördü. AKP iktidarının güvencesi konumundaki yabancı sermaye artık güvenli liman arayışında ve Türkiye bu limanlardan biri değil.

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
SON DAKİKA