Tarihten güncelliğe 1 Mayıs: Çalışarak ölmemek için… | CNN HaberCNN Haber

21 Ekim 2020 - 09:39

Tarihten güncelliğe 1 Mayıs: Çalışarak ölmemek için…

reklam
Tarihten güncelliğe 1 Mayıs: Çalışarak ölmemek için…
Son Güncelleme :

03 Mayıs 2020 - 11:23

reklam
author

AZİZ ÇELİK

azizcelik@gmail.com

2020.05.03 10:10

Yukarı Çık

İngiltere’de 1802’de kabul edilen ilk İş Yasası (Factory Act) sadece çocukları kapsıyordu. Yetişkin işçiler bu yasanın dışında tutuldu. Bu yasa ile tekstil fabrikalarında çocuk işçilerin çalışma süreleri 12 saat ile sınırlandırıldı fakat uygulamada bu kural işlemedi. Çünkü hiçbir müfettiş atanmadı. 1833 İş Yasası ile dokuz yaşından küçük çocukların tekstil fabrikalarında çalışmaları yasaklandı. 9-13 yaş arası çocukların günlük çalışma süresi ise günde 9 saat ve haftada 48 saat ile sınırlandı.

Tarihten güncelliğe 1 Mayıs: Çalışarak ölmemek için…

Dünyadaki en yaygın, en birleştirici gündür 1 Mayıs. Dil, din, ırk, cinsiyet, milliyet ayrımı olmadan milyarca işçinin kutladığı tek bayramdır 1 Mayıs. Uzun çalışma saatlerinin kısaltılması için verilen 200 yıllık uzun mücadele ve geleneğin adı, işçilerin uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günüdür. 1 Mayıs işçi sınıfının kapitalizm ile bitmeyen mücadelesinin adıdır. 1 Mayıs 19. yüzyıldaki 8 saatlik iş günü mücadelesi içinde doğdu. 1 Mayıs ile simgeleşen 8 saatlik iş günü hedefi 19. yüzyıla ait bir çizimde “8 saat çalışmak, 8 saat dinlenmek ve 8 saat canımızın istediğini yapmak” olarak ifade ediliyordu. Sosyal politikanın kurucularından İngiliz sosyalisti Robert Owen daha 1817’de “8 saat çalışma, 8 saat eğlenme, 8 saat dinlenme” sloganını ortaya atmıştı.

Vahşi kapitalizmin uzun çalışma süreleri

Gün doğumunda gün batımına, 16 saate varan uzun, ağır ve öldüresiye çalışma koşullarına karşı 19. yüzyıl boyunca işçilerin, sendikaların ve sosyalist hareketlerin en önemli hedeflerinden biri çalışma saatlerinin kısaltılması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi oldu. Çalışma saatlerinin kısaltılması ve 8 saatlik iş günü mücadelesi 19. yüzyılın başlarında başladı ve 20. yüzyılın başlarında sonuç vermeye başladı.

İngiltere’de 1802’de kabul edilen ilk İş Yasası (Factory Act) sadece çocukları kapsıyordu. Yetişkin işçiler bu yasanın dışında tutuldu. Bu yasa ile tekstil fabrikalarında çocuk işçilerin çalışma süreleri 12 saat ile sınırlandırıldı fakat uygulamada bu kural işlemedi. Çünkü hiçbir müfettiş atanmadı. 1833 İş Yasası ile dokuz yaşından küçük çocukların tekstil fabrikalarında çalışmaları yasaklandı. 9-13 yaş arası çocukların günlük çalışma süresi ise günde 9 saat ve haftada 48 saat ile sınırlandı.14-18 yaş arası çocuklar günde 12, haftada 69 saat çalıştırılabilecekti. 1847’de çıkarılan On Saat Yasası (Ten Hours Act) ile kadın ve genç işçilerin tekstil sektöründeki günlük çalışma süreleri on saat ile sınırlandırıldı. Bu yasa da yetişkin erkek işçileri kapsamıyordu.

1830’ların ortasından 1848’e kadar İngiltere’de sosyal muhalefete damgasını vuran ve başlangıçta bir genel oy hareketi olan Chartizm daha sonra bir sosyal içeriğe kavuştu. Chartistler 1840’lı yıllarda sekiz saatlik iş günü, çocukların çalıştırılmasının yasaklanması, emekçilerin maddi koşullarının iyileştirilmesi gibi talepleri genel oy hakkı talebi ile birlikte savunmaya başladılar.

1848 Devriminde önemli rolleri olan Fransız işçi sınıfı ‘Sosyal Cumhuriyet’ ilanını, çalışma sürelerinin azaltılmasını ve çalışma hakkının tanınmasını istiyordu. 1848 Devrimi ile kurulan geçici hükümet işçilerin talebi olan ‘çalışma hakkını’ tanıdı, çalışma saatleri Paris’te 10 saate, Paris dışında 11 saate indirildi. 1848 Devrimi yenilince işçi sınıfının taleplerinin uygulanması mümkün olmadı.

tarihten-guncellige-1-mayis-calisarak-olmemek-icin-725977-1.
1 Mayıs’ın tarihsel hedefi hâlâ güncel. 19. yüzyılın işçi cehennemleri 21. yüzyılda da sürüyor. Daha kısa çalışma süreleri, insanca çalışma koşulları hedefi 1 Mayıs’ı daha da güncel kılıyor. Covid-19 salgını ile birlikte işçilerin çalışırken sağlıklarının korunması daha da yaşamsal hale geldi. Yüz milyonlarca işçi dünyada ve Türkiye’de salgın riskine rağmen çalıştırılıyor.​

8 saatlik iş günü hareketi

1850’li yıllarda ABD ve İngiltere’de günlük çalışma süresini 10 saate indiren yasalar kabul edildi. 1860’lı yıllarda ABD’de günlük çalışma süresini 8 saate indirmeyi amaçlayan örgütlenmelere gidildi, dernekler kuruldu ve grevler, gösteriler yapıldı. Düşük ücrete ve uzun iş gününe karşı sürdürülen bu mücadele, Birinci Enternasyonal’in 1866’da Cenevre kongresinde yasal çalışma süresinin 8 saat olması talebinin kabul edilmesiyle uluslararası bir boyut kazandı. 8 saatlik iş günü mücadelesinde ve bunun uygulanmasında sosyalistlerin rolü büyüktür.

8 saatlik iş günü mücadelesi 1880’lerde ivme kazanmaya başladı. Ancak düzenlenen grevler ve gösteriler güvenlik güçleri tarafından zor kullanılarak bastırılmaya başlandı. 1884-1886 yılları arasında ABD’de, Japonya’da, Fransa’da, Rusya’da 8 saatlik iş günü talebiyle grevler yapıldı.

ABD Kongresi 1868’de kamu sektöründe 8 saatlik iş gününü benimsedi. Ancak bu uygulama özel sektör işyerleri için geçerli değildi. 1884’te ABD’de örgütlü iki işçi sendikasından biri olan Daha sonra Amerikan Emek Federasyonu (AFL) adını alacak olan Örgütlü Meslek ve İşçi Birlikleri Federasyonu (FOTLU), ‘8 saatlik iş günü’ talebiyle 1 Mayıs 1886 tarihinde ülke çapında grevler ve gösteriler düzenleme kararı aldı. İşte 1 Mayıs’ın kökeni, 1 Mayıs 1886’daki yaygın gösterilerdir.
1 Mayıs 1886 günü ABD’de 10’dan fazla kentte 350 bin dolayında işçinin katıldığı gösteriler yapıldı. Chicago’daki 1 Mayıs gösterilerine ise 80 bin kişi katıldı. Chicago’da yapılan gösterilerde hiçbir olay yaşanmadı. İşçiler, on saatlik ücretlerinde bir indirim olmaksızın sekiz saatlik iş günü istiyordu. ABD tarihinin o güne değin en büyük işçi gösterisi, Chicago 1 Mayıs 1886 gösterisi olmuştu.

Samanpazarı olayları ve 1 Mayıs

3 Mayıs 1886 günü ise Chicago’da kurulu International Mc Cormick Harvester fabrikasında anarşist sendikacıların öncülük ettiği ve şubat ayından beri süren grevi işveren grev kırıcıları kullanarak kırmak istedi. Grevci işçiler, grev kırıcıları fabrikaya sokmak istemedi. Grevcilerin üzerine polis tarafından açılan ateş sonucunda 4 işçi öldü. Olayları protesto etmek için 4 Mayıs’ta Chicago Samanpazarı (Haymarket) meydanında bir protesto gösterisi düzenlendi. Olaysız biçimde süren gösteri polis tarafından dağıtılmak istenirken kimin tarafından atıldığı bugün bile hâlâ belirlenemeyen bir bomba, polis şefinin ölmesine ve çok sayıda polisin yaralanmasına yol açtı. Bu sırada polisin göstericiler üzerine açtığı ateş neticesinde ise yaklaşık 10 kişi öldü 50 kişi ise yaralandı.

Atılan bomba bahane edilerek sekiz sendikacı tutuklandı. Yapılan yargılamada tutuklanan sendikacıların polislere atılan bomba ile bağlantılı olduklarına dair ne bir kanıt ne de bir şahit bulunabildi. Ancak yaratılan işçi ve sendika düşmanı hava nedeniyle jüri zanlıları suçlu kabul etti. Sekiz sendikacının yedisi idama mahkûm edildi. Beşinin cezaları onaylandı ikisinin cezaları müebbet hapse çevrildi. İdamı onaylananlardan Louis Lingg tutulduğu cezaevinde devlete göre intihar etti, sendikacılara göre ise öldürüldü. Diğer dört sendikacı George Engel, Adolph Fischer, Albert Parsons ve August Spies 11 Kasım 1887 tarihinde idam edildiler. İdamların üzerinden altı yıl geçtikten sonra hapiste bulunan üç sendikacı eyalet valisi tarafından 1893 yılında koşulsuz olarak affedildi. Samanpazarı’ndaki gösteriye ateş açma emrini veren polis şefleri görevi kötüye kullanmaktan dolayı 1889 yılında meslekten ihraç edildiler.

Chicago Samanpazarı olaylarını 1 Mayıs geleneğinin doğuşu olarak kabul eden değerlendirmelere rastlansa da Samanpazarı olaylarının doğrudan 1 Mayıs hareketiyle bağlantısı yoktur.

tarihten-guncellige-1-mayis-calisarak-olmemek-icin-725978-1.

1 Mayıs gösterilerinin yaygınlaşması

Amerikan Emek Federasyonu (AFL) 1888 Aralık ayında yaptığı kongrede 8 saatlik iş günü için bir kampanya başlatma kararı aldı. Kampanya 1 Mayıs 1890’da bir genel grevle tamamlanacaktı. Ancak bu kampanya istenen sonucu vermedi.

Temmuz 1889’da Paris’te toplanan İkinci Enternasyonal Kongresi, AFL kararına atıfta bulunularak 8 saatlik iş günü için 1 Mayıs 1890’da bütün dünyada 8 saatlik iş günü için uluslararası gösteriler düzenlenmesi kararını benimsendi. Bu kararda Chicago Samanpazarı olaylarından söz edilmemektedir.

İkinci Enternasyonalin çağrısı üzerine 1 Mayıs 1890’da büyük gösteriler yapıldı. Londra’daki 1 Mayıs gösterisine yarım milyon işçi katıldı. 1 Mayıs daha sonraki yıllarda da işçi sınıfının 8 saatlik iş günü için eylem günü olmaya devam etti. Ancak 1 Mayıs gösterileri egemen sınıflar için bir huzursuzluk ve tedirginlik kaynağı olmaya devam etti. 1892 1 Mayıs’ında pek çok yerde gösteri düzenlenmesine izin verilmedi. Londra’da yapılan gösterilere ise 300-500 bin kişi katıldı. 1 Mayıs’larda 8 saatlik iş günü talebi etrafında gösteriler sonraki yıllarda da devam etti.

8 saatlik iş gününün yasalaşması…

8 saatlik iş gününün kazanılmasında ve yaygınlaşmasında en önemli adımlardan biri 1917 Ekim Devrimi oldu. Devrimin hemen ardından Sovyet Hükümeti 8 saatlik iş günü kararnamesini yayımladı. Ekim Devrimi öncesi Yeni Zelanda ve Uruguay’da bu yönde adımlar atılsa da Rusya’da 8 saatlik iş günün kabulünün etkisi çok daha büyük oldu ve Batı dünyasında bu yöndeki adımları hızlandırdı.

1919 Versailles Barış Antlaşması ile Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) kurulmasına karar verildi ve çalışma hayatına ilişkin 9 temel ilke kabul edildi. Antlaşma ile benimsenen dokuz temel ilkenin arasında, “Sekiz saatlik iş günü ve 48 saatlik çalışma ve en az 24 saatlik haftalık tatilin uygulanması. Bu tatilin olabilen her yerde pazar günü olması” hedefleri de yer aldı. Böylece işçi hareketinin yüzyıllık mücadelesi uluslararası düzeyde teyit edilmiş oldu.

8 saatlik iş günü 20 yüzyıl boyunca pek çok ülkede kabul edildi. Çalışma saatleri pek çok ülkede kısaldı. 20. yüzyılın sonlarına doğru haftalık çalışma süresi bazı ülkelerde 35 saate kadar indirildi. 1870’lerde yıllık 3000 saatin üzerinde olan çalışma süresi 2000’li yıllarda ortalama olarak 1600-1700 saat civarına geriledi. Ancak çalışma saatleri konusunda eşitsizlik ve ağır, yıpratıcı çalışma koşulları devam ediyor. İşçiler dünyanın dört bir yanında ve Türkiye’de çalışarak ölmeye devam ediyor.

Öte yandan çalışma süreleri konusunda dünya çapında eşitsizlik devam ediyor. Hollanda’da işçiler yıllık ortalama 1380 saat çalışırken, ABD’de 1777, Güney Kore’de 2190 saat civarında çalışıyor. Aynı şekilde ülke içinde çalışma saatleri düşse de güvencesiz ve sendikasız işçiler ile göçmen işçiler daha fazla çalışıyor. Haftalık fiili çalışma süresi açısından da büyük farklar söz konusu. Haftalık fiili çalışma süresi Almanya’da 35, Fransa’da 36, OECD ülkeleri ortalaması 37 saat iken bu süre Brezilya’da 40, Meksika’da 45 ve Türkiye’de 49 saat olarak gerçekleşiyor. Türkiye en uzun çalışılan ülkelerden birisi.

1 Mayıs’ın tarihsel hedefi hâlâ güncel. 19. yüzyılın işçi cehennemleri 21. yüzyılda da sürüyor. Daha kısa çalışma süreleri, insanca çalışma koşulları hedefi 1 Mayıs’ı daha da güncel kılıyor. Covid-19 salgını ile birlikte işçilerin çalışırken sağlıklarının korunması daha da yaşamsal hale geldi. Yüz milyonlarca işçi dünyada ve Türkiye’de salgın riskine rağmen çalıştırılıyor.

‘Herkesin çalışabilmesi için herkesin daha az çalışması’ ve herkesin daha insanca koşullarda çalışması için 1 Mayıs hâlâ güncel… İşçi sınıfının kapitalizmle büyük mücadelesi hâlâ sürüyor…

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
reklam

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
reklam